Hakkımda

Öğretmenlikten Sahneye, Mikrofondan Kürsüye

Öğretmenlikle başlayan, drama ve tiyatro çalışmalarıyla sahneye taşınan; radyo yayıncılığı, stüdyo çalışmaları, konser ve organizasyonlarla profesyonel hale gelen, akademik eserler ve iletişim eğitimleriyle yeniden kürsüye taşınan bir kariyer hikayesi...

1983 yılında Konya'nın Çeltik ilçesinde doğan Umut Sarıarslan, mesleki kariyerini eğitim, tiyatro ve sahne çalışmaları, radyo yayıncılığı, iletişim ve güvenlik eğitimi ekseninde geliştirmiş bir iletişim profesyoneli ve eğitmendir. Meslek hayatı boyunca öğretmenlik, tiyatro eğitmenliği, radyo spikerliği ve program yapımcılığı, akademik araştırmacılık ve güvenlik eğitmenliği alanlarında çalışmalar yürütmüştür.

Akademik eğitimini tarih, iletişim, radyo-televizyon, halkla ilişkiler, güvenlik ve afet yönetimi gibi farklı disiplinlerde sürdüren Sarıarslan; Anadolu Üniversitesi Tarih lisans, Tarih Öğretmenliği yüksek lisans, Selçuk Üniversitesi Radyo, Televizyon ve Sinema lisans eğitimlerinin yanı sıra Radyo-TV Programcılığı, Halkla İlişkiler ve Tanıtım ile Acil Durum ve Afet Yönetimi alanlarında ön lisans eğitimlerini tamamlamıştır. Ankara Hacı Bayram Veli Üniversitesi bünyesinde Güvenlik Yönetimi alanında tezsiz yüksek lisans ve Radyo, Sinema ve Televizyon alanında tezli yüksek lisans çalışmalarını tamamlamıştır. Bu akademik birikim, tarih, iletişim ve güvenlik alanlarının kesişiminde şekillenen disiplinlerarası bir çalışma alanı oluşturmuştur. Mesleki kariyerinin ilk döneminde öğretmenlik ve tiyatro-drama eğitmenliği alanlarında görev alan Sarıarslan; bu süreçte tiyatro oyunlarının yazımı ve yönetimi, oyuncu eğitimi, drama çalışmaları, hitabet, diksiyon, beden dili ve sahne iletişimi alanlarında deneyim kazanmıştır. Sahne ve eğitim çalışmalarında geliştirdiği sözlü ve sözsüz iletişim becerileri, ilerleyen yıllarda radyo yayıncılığı ve iletişim eğitimlerinin temel bileşenlerinden birini oluşturmuştur.

2010 yılında Türkiye Polis Radyosu'nda başlayan yayıncılık kariyeri, spikerlik ve program yapımcılığından prodüksiyon ve yönetmenliğe, stüdyo yayıncılığından canlı yayın ve sahne organizasyonlarına uzanan kapsamlı bir deneyim alanı oluşturmuştur. Haber, müzik, kültür, sanat, söyleşi, eğlence ve bilgilendirme formatlarında yayınlar gerçekleştiren Sarıarslan; kendi hazırlayıp sunduğu Anadolu'dan Ezgiler, Nerede Kalmıştık, Bizbize Akustik, Bir Garip Yolcu ve Tecrübe Konuşuyor gibi programlarla farklı yayın türlerinde içerik üretmiştir. Türkiye'nin farklı illerinde gerçekleştirilen canlı yayın, konser ve seyircili programlarda da görev alarak radyo yayıncılığını sahne ve organizasyon deneyimiyle bütünleştirmiştir.

Yayıncılık alanındaki mesleki deneyimini akademik araştırmaya taşıyan Sarıarslan, Türkiye Polis Radyosu'nun tarihsel gelişimi, yayın politikaları, kurumsal yapısı ve kamu yayıncılığındaki konumu üzerine kapsamlı bir araştırma yürütmüştür. Bu araştırmanın sonucunda 615 sayfalık Türkiye Polis Radyosu – Kamu Yayıncılığında Alternatif Ses: Arabeskten Halkla İlişkilere adlı çalışmayı ortaya koymuştur. Çalışmada Türkiye Polis Radyosu'nun kuruluşundan itibaren geçirdiği dönüşüm; program türleri, müzik politikaları, finansman ve mülkiyet yapısı, personel yapılanması, görev dağılımları ve yayıncılık anlayışı çerçevesinde incelenmiş; yaklaşık 29 eski çalışan ve emekli personelle gerçekleştirilen görüşmeler ve ulaşılan arşiv belgeleri aracılığıyla kurumun sözlü ve yazılı hafızası kayıt altına alınmıştır. Bu yönüyle çalışma, Türkiye Polis Radyosu'nun akademik literatürde kapsamlı biçimde ele alınmasına yönelik önemli bir kaynak niteliği taşımaktadır.

Sarıarslan'ın günümüzdeki mesleki çalışmalarının önemli bir bölümünü Şehit Mustafa Büyükpoyraz Koruma Eğitim Akademisi ve Polis Eğitim Merkezi Müdürlüğü bünyesinde yürüttüğü eğitmenlik görevi oluşturmaktadır. Koruma branşında görev yapan polis, askeri personel ve özel güvenlik personeline yönelik eğitimlerde; davranış analizi ve iletişim, risk analizi, güvenlik cihazları, suikastler tarihi ve öncü istihbarat gibi alanlarda dersler vermektedir. Bu eğitimlerde sözlü ve sözsüz iletişim, beden dili ve davranış analizi ile koruma güvenliği arasındaki ilişki; risklerin tespiti ve değerlendirilmesi; güvenlik teknolojilerinin kullanımı ve koruma planlamasının temel unsurları ele alınmaktadır.

Mesleki bilgi ve deneyimlerini akademik ve kurumsal platformlarda paylaşmaya devam eden Sarıarslan; Emniyet Teşkilatı'nın çeşitli birimleri, üniversiteler ve özellikle iletişim fakültelerinin davetleri doğrultusunda iletişim, radyo yayıncılığı, spikerlik, program yapımcılığı, diksiyon, etkili iletişim, beden dili ve topluluk önünde konuşma alanlarında konferans, panel ve söyleşiler gerçekleştirmektedir. Bunun yanı sıra konser, tören, özel program ve protokol organizasyonlarında sunuculuk görevlerini de sürdürmektedir.

Sarıarslan'ın mesleki ve akademik çalışma alanları; eğitim, iletişim, radyo yayıncılığı, sahne ve performans, davranış analizi ve güvenlik eğitimi başlıklarının kesişiminde şekillenmektedir. Öğretmenlik ile başlayan eğitimcilik deneyiminin tiyatro ve sahne çalışmalarıyla gelişmesi, radyo yayıncılığıyla iletişim ve anlatım boyutunun güçlenmesi ve bu birikimin yeniden eğitimcilik alanında değerlendirilmesi, mesleki profilinin temel karakterini oluşturmaktadır. Evli ve iki kız çocuğu babasıdır.

8 Akademik Program

Eskişehir Anadolu Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Tarih Bölümü (Lisans) - Konya Selçuk Üniversitesi İletişim Fakültesi Radyo Televizyon ve Sinema Bölümü (Lisans) - Ankara Hacı Bayram Veli Üniversitesi Lisansüstü Eğitim Enstitüsü Radyo Tv ve Sinema Bölümü (Tezli Yüksek Lisans) - Ankara Hacı Bayram Veli Üniversitesi Lisansüstü Eğitim Enstitüsü Güvenlik Yönetimi Bölümü (Tezsiz Yüksek Lisans) - Eskişehir Anadolu Üniversitesi Eğitim Bilimleri Enstitüsü Tarih Öğretmenliği Bölümü (Tezsiz Yüksek Lisans) - Eskişehir Anadolu Üniversitesi Açıköğretim Fakültesi Radyo Tv Programcılığı Bölümü (Ön Lisans) - Erzurum Atatürk Üniversitesi Açıköğretim Fakültesi Halkla İlişkiler ve Tanıtım Bölümü (Ön Lisans) - Eskişehir Anadolu Üniversitesi Açıköğretim Fakültesi Acil Durum ve Afet Yönetimi Bölümü (Ön Lisans)

2010’da Başlayan Radyoculuk Serüveni

Emniyet Teşkilatı bünyesindeki görevime 2008 yılında Ankara Emniyet Müdürlüğü Trafik Şube Müdürlüğü'nde başladım. Ardından Diyarbakır'da asteğmen olarak tamamladığım askerlik görevimin sonrasında Ankara'ya dönerek Emniyet Teşkilatı içerisindeki görevime devam ettim. Ankara Emniyet Müdürlüğü Ar-Ge Şube Müdürlüğü ve sonrasında Toplum Destekli Polislik Şube Müdürlüğü'nde görev yaptığım dönem, benim için yayıncılık serüvenimin de temellerinin atıldığı önemli bir süreç oldu. Toplum Destekli Polislik Şube Müdürlüğü'nde görev yaptığım sırada, görev yaptığım birimi ve Toplum Destekli Polislik anlayışını daha geniş kitlelere tanıtmak amacıyla üç dörtlükten oluşan bir şiir kaleme aldım. Bu çalışmayı dönemin başarılı pop müzik sanatçılarından Ziynet Sali ile paylaştım. Şiirin bestelenmesiyle birlikte, Toplum Destekli Polislik için özel olarak hazırlanan bir eser ortaya çıktı. Böylece bir pop müzik sanatçısı tarafından, Emniyet Teşkilatı bünyesindeki bir birim için özel olarak bestelenen dikkat çekici bir çalışma hayata geçirilmiş oldu ve proje dönemin kamuoyunda geniş yankı uyandırdı. Bu çalışmanın ardından Türkiye Polis Radyosu'ndan tarafıma ulaşılarak radyoda çalışıp çalışamayacağım soruldu. Böylece, herhangi bir planlama ya da doğrudan başvuru sürecinden ziyade, yaptığım bir çalışmanın ve kendi çabalarımın fark edilmesiyle başlayan yeni bir dönem açılmış oldu. 2010 yılında Türkiye Polis Radyosu'nda göreve başlamamla birlikte, Emniyet Teşkilatı içerisindeki mesleki yolculuğum yayıncılıkla yeni bir boyut kazandı. İlk dönemlerimde haber yayınları, dinleyici istekleri, kayıt programları, anonslar ve çeşitli duyuru yayınlarında görev aldım. Açık ihale duyurularından kamuoyuna yönelik bilgilendirmelere, dinleyici isteklerinden kayıtlı programlara kadar radyoculuğun farklı alanlarında deneyim kazandım. Mikrofonun yalnızca konuşmaktan ibaret olmadığını; doğru metin hazırlamaktan ses kullanımına, program akışından yayın disiplinine, teknik süreçlerden dinleyiciyle bağ kurmaya kadar birçok farklı beceriyi aynı anda gerektirdiğini bu süreç içerisinde öğrendim. Zaman içerisinde yalnızca hazır içerikleri seslendiren bir spiker olmak yerine, kendi programlarını hazırlayan, yazan, yöneten, prodüksiyonunu gerçekleştiren ve sunan bir yayıncı kimliği oluşturmaya başladım. Bu dönemin önemli çalışmalarından biri, Türk Halk Müziği üzerine hazırladığım ve sunduğum “Anadolu'dan Ezgiler” programıydı. Programın içeriğini ve metinlerini kendim hazırlıyor, prodüksiyon ve yönetmenliğini üstleniyor ve programı bizzat sunuyordum. Anadolu'nun farklı yörelerinden ezgileri, hikâyeleri ve kültürel birikimi radyo aracılığıyla dinleyiciyle buluşturmanın yanı sıra, Türk Halk Müziği'ne emek veren sanatçıları da programın konuğu olarak ağırladım. Dönemin tanınmış isimlerinin yanı sıra henüz kariyerinin başında olup adından söz ettirmeye başlayan genç yorumcular, müzisyenler ve sanatçılar da programa konuk oldu. Stüdyoda canlı müzik performanslarının gerçekleştirildiği programlarda sanatçılar eserlerini canlı olarak seslendirdi. Böylece “Anadolu'dan Ezgiler”, yalnızca müziklerin çalındığı bir radyo programı olmaktan çıkarak sanatçıların, müzisyenlerin ve dinleyicilerin aynı yayın çatısı altında buluştuğu, dönemi için özgün ve nitelikli bir Türk Halk Müziği programına dönüştü. Ardından, yayıncılık kariyerimin en özgün çalışmalarından biri olan “Nerede Kalmıştık” isimli komedi ve eğlence programını hazırladım. Bu program aslında radyoculuk öncesindeki sahne ve tiyatro deneyimimin yayıncılığa taşınmasının bir sonucuydu. Emniyet Teşkilatı'na katılmadan önce belediyelerde yürüttüğüm çalışmalar sırasında tiyatro oyunları yazmış, yönetmiş ve oyuncular yetiştirmiş; drama ve tiyatro alanında uzun yıllara dayanan bir sahne deneyimi edinmiştim. “Nerede Kalmıştık”, işte bu birikimin radyo ile buluştuğu noktada ortaya çıktı. Programın temel çıkış noktası, “Yayından tiyatral bir program nasıl olabilir?” sorusuna bir cevap aramaktı. Doğaçlama temelli yapısıyla dinleyicilerin de doğrudan oyunun bir parçası haline geldiği programda karşılıklı skeçler, karakterler ve mizahi durumlar oluşturuluyordu. Dinleyiciyle yalnızca konuşmak yerine, dinleyiciyle birlikte bir hikâye ve sahne yaratmayı hedefleyen bu anlayış, radyo yayıncılığına tiyatral bir boyut kazandırdı. Programın en önemli özelliklerinden biri de mizah anlayışıydı. Küfür ve kaba ifadeler kullanmadan da güçlü bir komedi oluşturulabileceğini ortaya koyan “Nerede Kalmıştık”, doğaçlama performanslarla her yayında yeniden şekillenen, dinleyici katılımını merkeze alan ve radyo ile tiyatro arasındaki sınırları ortadan kaldıran özgün bir eğlence programına dönüştü. Dinleyicilerden büyük ilgi gören program, bu özgün yapısıyla ödülle de taçlandırıldı. Yayıncılık anlayışımı bir başka boyuta taşıyan çalışmalarımdan biri ise “Bizbize Akustik” oldu. Bu programla birlikte radyo stüdyosunun dışına çıkarak Türkiye'nin farklı illerinde canlı yayınlar, konserler ve seyircili programlar gerçekleştirdim. Sanatçıların ve izleyicilerin aynı ortamda buluştuğu bu organizasyonlarda yalnızca mikrofon başında değil, sahnede ve organizasyonun farklı aşamalarında da aktif görev aldım. Sanatçıların konuk olduğu, canlı müzik performanslarının gerçekleştirildiği ve izleyicilerin doğrudan programa katıldığı bu çalışmalar, radyo yayıncılığı ile sahne deneyimini bir araya getiren farklı bir yayın modeli ortaya koydu. Stüdyodan sahneye, kayıttan canlı yayına uzanan bu deneyim, bana radyoculuğun sınırlarının yalnızca bir stüdyodan ibaret olmadığını gösterdi. Dinleyiciyle yüz yüze kurulan iletişim, sanatçıların programa dahil edilmesi, sahne akışı, canlı yayın disiplini ve organizasyon süreçleri; yayıncılık deneyimimin önemli parçaları haline geldi. Daha sonraki çalışmalarım arasında “Bir Garip Yolcu” isimli kayıt programı da yer aldı. Türk Halk Müziği, Türk Sanat Müziği ve arabesk müzikten oluşan geniş bir repertuvar üzerinden hazırlanan programda, farklı müzik türlerini ortak bir yayın akışı içerisinde buluşturarak dinleyicilere ulaştırdım. “Tecrübe Konuşuyor” ise yayıncılık anlayışımın kamu yararı ve toplumsal bilgilendirme yönünü öne çıkaran özel bir programdı. Hukuk, tıp, eğitim, kültür, sanat ve farklı uzmanlık alanlarında bilgi ve deneyim sahibi isimleri programa konuk ederek, onları dinleyicilerle samimi bir sohbet ortamında buluşturdum. Alanında uzman konuklarla gerçekleştirilen bu söyleşiler aracılığıyla, gündelik hayatın farklı alanlarına ilişkin doğru ve güvenilir bilgilerin geniş kitlelere ulaştırılmasını amaçladım. Reyting ya da ticari kaygılardan ziyade kamu yararını, doğru bilgilendirmeyi ve toplumsal farkındalığı merkeze alan program, bir kamu radyosunun yayıncılık sorumluluğunun önemli unsurlarını taşıyan bir anlayışla hazırlandı. “Tecrübe Konuşuyor”, farklı alanlarda birikim sahibi insanların tecrübelerini toplumla paylaşmasına imkân sağlayan; bilgi, deneyim ve iletişimi aynı yayın çatısı altında buluşturan çalışmalarım arasında yer aldı. Türkiye Polis Radyosu'ndaki yıllarım boyunca farklı yayın formatlarını deneyimleme, farklı türlerde programlar hazırlama ve her program için ayrı bir anlatım dili oluşturma fırsatı buldum. Haber yayınlarından dinleyici isteklerine, kayıt programlarından canlı yayınlara; müzik programlarından doğaçlama komediye, stüdyo yayıncılığından farklı şehirlerde gerçekleştirilen konser ve seyircili programlara kadar yayıncılığın pek çok alanında çalıştım. Bu süreçte benim için en önemli dönüşüm, mikrofonun yalnızca sesimi duyurduğum bir araç olmaktan çıkıp kendi içeriklerimi ürettiğim, hikâyeler anlattığım ve insanlarla bağ kurduğum bir iletişim alanına dönüşmesi oldu. 2010 yılında başlayan Türkiye Polis Radyosu serüvenim; yıllar içerisinde spikerlikten program yapımcılığına, prodüksiyondan yönetmenliğe, stüdyo yayıncılığından canlı yayın ve sahne organizasyonlarına uzanan çok yönlü bir yayıncılık deneyimine dönüştü. Bugün geriye dönüp baktığımda, Türkiye Polis Radyosu'nda geçen yılları yalnızca bir görev dönemi olarak değil; mikrofon başında kendimi geliştirdiğim, yayıncılığı öğrendiğim, kendi programlarımı ürettiğim ve sahne ile radyoyu aynı deneyimde buluşturduğum önemli bir meslek yolculuğu olarak görüyorum.

Akademik Çalışmalar

Türkiye Polis Radyosu'nda yıllar boyunca edindiğim yayıncılık deneyimi, zaman içerisinde radyonun tarihini, yayıncılık anlayışını ve kurumsal yapısını akademik bir araştırma konusu olarak ele alma düşüncesine dönüştü. Bu doğrultuda gerçekleştirdiğim kapsamlı araştırma sonucunda, 75 yıllık Türkiye Polis Radyosu tarihini akademik olarak ele alan ilk kapsamlı çalışmalardan biri olan “Türkiye Polis Radyosu – Kamu Yayıncılığında Alternatif Ses: Arabeskten Halkla İlişkilere” adlı kitabı hazırladım. 615 sayfalık bu çalışma, yalnızca bir kurumun tarihini aktarmayı değil; Türkiye'deki kamu yayıncılığı içerisinde Türkiye Polis Radyosu'nun kuruluşundan itibaren üstlendiği rolü, yayıncılık anlayışını ve dönüşümünü ortaya koymayı amaçladı. Araştırmada Türkiye Polis Radyosu'nun kuruluş amacı ve tarihsel gelişimi, yayın politikaları, program türleri, müzik politikaları ve müzik türleri, finansman yapısı, mülkiyet ve idari yapılanması, teknik altyapısı, personel yapısı ve görev dağılımları gibi birçok başlık ayrıntılı biçimde incelendi. Spiker, prodüktör ve yönetmen gibi yayıncılık görevlerinin işleyiş içerisindeki karşılıkları ve sorumlulukları da ele alınarak, bir radyo kurumunun yalnızca yayın akışından ibaret olmayan çok katmanlı yapısı ortaya konulmaya çalışıldı. Çalışmanın önemli bir bölümünü ise sözlü tarih araştırması oluşturdu. Türkiye Polis Radyosu'nun farklı dönemlerine tanıklık etmiş yaklaşık 29 eski çalışan ve emekli personelle görüşmeler gerçekleştirdim. Bu görüşmeler aracılığıyla, resmi belgelerde yer almayan kurumsal hafızaya, yayıncılık deneyimlerine ve dönemin çalışma koşullarına ulaşmaya çalıştım. Görüşmeler sırasında edinilen bilgi, belge ve kişisel arşivlerden de yararlanarak, radyonun tarihsel gelişimini yalnızca resmi kayıtlar üzerinden değil, kuruma emek veren insanların tanıklıkları üzerinden de kayıt altına aldım. Bu yönüyle çalışma, bir kurum tarihinin kronolojik olarak aktarılmasının ötesinde, Türkiye Polis Radyosu'nun kurumsal hafızasını sözlü tarih yöntemiyle belgelemeyi ve akademik bir kaynak haline getirmeyi amaçladı. Türkiye'de radyo yayıncılığı üzerine yapılan akademik çalışmaların önemli bir bölümünün TRT ve genel kamu yayıncılığı ekseninde şekillendiği bir literatür içerisinde, Türkiye Polis Radyosu'nu akademik araştırmanın konusu haline getiren kapsamlı bir kaynak ortaya koymayı hedefledim. Böylece uzun yıllar mikrofon başında görev yaptığım kurumun tarihini, bu kez bir yayıncı olarak değil, aynı zamanda araştırmacı kimliğimle ele aldım. Bu çalışma benim için yalnızca bir kitap projesi değil; yıllarca içerisinde bulunduğum bir kurumun hafızasını belgelemek, yayıncılık mirasını kayıt altına almak ve Türkiye'deki radyo yayıncılığı literatürüne Türkiye Polis Radyosu'nu dahil etmek anlamına geliyordu. “Türkiye Polis Radyosu – Kamu Yayıncılığında Alternatif Ses: Arabeskten Halkla İlişkilere”, yayıncılık deneyimim ile akademik araştırma alanının kesiştiği noktada ortaya çıkan ve Türkiye Polis Radyosu'nun tarihine, yayıncılık anlayışına ve kurumsal hafızasına ışık tutmayı amaçlayan kapsamlı bir çalışma olarak akademik yolculuğumun önemli bir parçasını oluşturdu.

Bugün Yeniden Kürsüdeyim

Öğretmenlikle başlayan eğitimcilik yolculuğum, yıllar içerisinde sahne, tiyatro, radyo ve iletişim alanlarındaki deneyimlerimle farklı bir boyut kazandı. Bugün ise bu birikimi, yeniden eğitim kürsüsüne taşıyarak Şehit Mustafa Büyük Poyraz Koruma Eğitim Akademisi ve Polis Eğitim Merkezi Müdürlüğü bünyesinde eğitmen olarak sürdürüyorum. Koruma branşında görev yapacak polis, askeri personel ve özel güvenlik personellerine yönelik eğitimlerde; iletişim, davranış analizi ve koruma güvenliği alanlarında teorik dersler veriyorum. Bu eğitimlerde amacım yalnızca teorik bilgi aktarmak değil, yıllar içerisinde edindiğim iletişim, yayıncılık, sahne ve eğitimcilik deneyimlerini koruma hizmetinin gerektirdiği profesyonel bakış açısıyla bir araya getirmek. Bu kapsamda verdiğim derslerden biri Davranış Analizi ve İletişim. Sözlü ve sözsüz iletişimin koruma hizmetindeki önemini ele alırken; bir kişinin beden dili, mimikleri, yüz ifadeleri, jestleri ve sözel ifadelerinin nasıl değerlendirilmesi gerektiği üzerinde duruyorum. Özellikle saldırgan, terörist veya eylem hazırlığında olabilecek kişilerin davranışlarında ortaya çıkabilecek işaretlerin doğru okunması, olağan dışı davranışların fark edilmesi ve bu gözlemlerin güvenlik perspektifiyle değerlendirilmesi konularına odaklanıyorum. Risk Analizi dersinde ise VIP koruması ve güvenli tesislerin korunması süreçlerinde karşılaşılabilecek risklerin önceden tespit edilmesi, değerlendirilmesi ve mümkün olduğunca ortadan kaldırılması ya da en aza indirilmesi üzerinde duruyorum. Güvenlik planlamasının yalnızca olay gerçekleştiğinde müdahale etmekten ibaret olmadığını; asıl başarının riskleri önceden görebilmek ve buna göre tedbir geliştirebilmek olduğunu aktarıyorum. Bir diğer çalışma alanım Güvenlik Cihazları. Bu kapsamda X-ray cihazları, kapı dedektörleri ve benzeri güvenlik sistemlerinin kullanımıyla ilgili temel prensipleri ele alıyorum. X-ray görüntülerinde şüpheli materyallerin görünümü, şekli ve yapısal özelliklerinin değerlendirilmesi; şüpheli nesnelerin fark edilmesinde dikkat edilmesi gereken hususlar ve güvenlik cihazlarını kullanacak personelin görev sırasında göz önünde bulundurması gereken temel noktalar üzerinde duruyorum. Suikastler Tarihi dersinde ise Türkiye'de ve dünyada gerçekleşmiş önemli suikast örnekleri üzerinden güvenlik personelinin geçmişte yaşanan olaylardan çıkarabileceği dersleri ele alıyorum. Farklı olayların gerçekleşme biçimleri, güvenlik zafiyetleri ve alınabilecek koruyucu tedbirler üzerinden, koruma hizmetinde geçmiş deneyimlerin neden önemli bir kaynak olduğunu değerlendiriyorum. Üst düzey VIP koruma görevlerinin önemli unsurlarından biri olan Öncü İstihbarat alanında da eğitim veriyorum. VIP'nin ziyaret edeceği bölgeye önceden giden öncü ekiplerin; güzergâh, mekân, çevre, giriş-çıkışlar, güvenlik yapılanması ve olası riskler açısından hangi hususları değerlendirmesi gerektiğini ele alıyorum. Organizasyon başlamadan önce yapılması gereken hazırlıklar, bilgi toplama, risklerin analiz edilmesi ve güvenlik tedbirlerinin planlanması gibi konular üzerinde durarak, öncü ekiplerin koruma operasyonunun başarısındaki rolünü aktarıyorum. Bunların yanı sıra koruma hizmetlerinin farklı boyutlarına ilişkin çeşitli teorik ders ve eğitimlerde de görev alıyorum. Bugün verdiğim bu eğitimleri benim için anlamlı kılan en önemli unsur ise öğretmenlikten başlayarak yıllar içerisinde farklı biçimlerde gelişen iletişim ve sahne deneyimimin yeniden eğitimcilikle birleşmesi. Mesleki yolculuğumun ilk dönemlerinde tarih öğretmeni olarak başlayan eğitimcilik kimliğim, daha sonra drama ve tiyatro çalışmalarıyla sahneye taşındı. Oyuncular yetiştirirken beden dili, jest, mimik ve sahne iletişimi üzerine edindiğim deneyimler; radyo yayıncılığı döneminde bu kez sözel iletişim, ses kullanımı, anlatım ve dinleyiciyle bağ kurma becerileriyle gelişti. Yıllar boyunca mikrofon başında edindiğim yayıncılık deneyimi, sahne ve tiyatro birikimimle birleşerek iletişime daha bütüncül bir perspektiften bakmamı sağladı. Bugün yeniden kürsüdeyim. Ancak bu kez önümde bir sınıf, elimde bir ders planı ve arkamda yalnızca öğretmenlik deneyimim yok. Öğretmenlik, tiyatro ve sahne, radyo yayıncılığı, iletişim ve yıllar içerisinde edindiğim mesleki deneyimlerin tamamı aynı kürsüde buluşuyor. Bu nedenle bugün verdiğim eğitimler, benim için meslek hayatımın farklı dönemlerinin bir devamı değil; yıllar içerisinde birbirinden beslenerek gelişen eğitimci, yayıncı ve iletişimci kimliklerimin aynı noktada yeniden birleşmesi anlamına geliyor.

Konferans ve Paneller

Yıllar içerisinde radyo yayıncılığı, spikerlik, program yapımcılığı, sahne ve iletişim alanlarında edindiğim deneyimleri farklı platformlarda paylaşmayı sürdürüyorum. Halen Emniyet Teşkilatı'nın çeşitli birimlerinden ve üniversitelerin iletişim fakültelerinden gelen davetler doğrultusunda; iletişim, radyo yayıncılığı, spikerlik, program yapımcılığı ve yayıncılık alanlarında konferans, söyleşi ve panellere konuşmacı olarak katılıyorum. Bu buluşmalarda yalnızca mesleki bilgiyi aktarmayı değil, yıllar boyunca mikrofonun arkasında ve önünde edindiğim deneyimleri, yayıncılığın mutfağında öğrendiğim pratikleri ve iletişim alanında karşılaştığım gerçek örnekleri genç iletişimcilere ve mesleğe ilgi duyan katılımcılara aktarmayı amaçlıyorum. Özellikle iletişim fakültesi öğrencileriyle gerçekleştirilen buluşmalarda; radyo yayıncılığının nasıl bir meslek olduğu, iyi bir spikerin sahip olması gereken özellikler, mikrofon kullanımı, doğru ve etkili konuşma, ses ve nefes kullanımı, yayıncılık disiplini, program hazırlama ve sunma süreçleri, yapımcılık ve yönetmenlik gibi başlıklar üzerinde duruyorum. Akademik eğitimin yanında, mesleğin uygulama alanında karşılaşılabilecek durumları ve yıllar içerisinde edindiğim deneyimleri de paylaşarak öğrencilerin sektöre daha gerçekçi bir perspektifle bakmalarına katkı sunmayı önemsiyorum. Emniyet Teşkilatı içerisindeki konferans ve eğitimlerde ise iletişimin güvenlik hizmetlerindeki rolü, etkili iletişim, beden dili, sözlü ve sözsüz iletişim, hitabet ve insan davranışlarının doğru okunması gibi konuları farklı görev alanlarının ihtiyaçları doğrultusunda ele alıyorum. Böylece yayıncılık ve iletişim alanında edindiğim deneyimleri, farklı meslek gruplarının ihtiyaçlarına göre yeniden şekillendirerek aktarma imkânı buluyorum. Konferans ve panellerin yanı sıra özel programlar, konserler, törenler ve protokolün yer aldığı organizasyonlarda sunuculuk görevlerimi de sürdürüyorum. Sahne deneyimimi, radyo yayıncılığından gelen güçlü mikrofon hâkimiyeti ve canlı yayın tecrübesiyle birleştirerek; sanatçıların, protokolün ve izleyicilerin bir araya geldiği farklı ölçeklerdeki etkinliklerde program sunuculuğu yapıyorum. Konser ve özel organizasyonlarda yalnızca sahneye çıkıp metni seslendiren bir sunucu olmanın ötesinde; program akışını takip etmek, sanatçı ve protokol geçişlerini yönetmek, zamanlamayı korumak, beklenmeyen gelişmelere anlık olarak uyum sağlamak ve izleyiciyle doğru iletişimi kurmak gibi canlı organizasyonun gerektirdiği pek çok sorumluluğu da üstleniyorum. Bugün konferans salonunda bir iletişim öğrencisiyle yayıncılığı konuşurken de, bir kurumun personeline etkili iletişimi anlatırken de, binlerce kişinin bulunduğu bir konser sahnesinde program sunarken de aynı temel deneyimden besleniyorum: yıllarını mikrofon başında geçirmiş olmanın, sahneyi tanımanın ve iletişimin gücünü yaşayarak öğrenmenin deneyimi. Bu nedenle konferanslar, paneller ve sunuculuk görevleri benim için yalnızca mesleki faaliyetler değil; yıllar içerisinde edindiğim bilgi, deneyim ve birikimi farklı insanlarla paylaşmanın ve iletişim alanındaki yolculuğumu yeni kuşaklara aktarmanın bir başka biçimi.

Tiyatro ve Drama Çalışmaları

Tiyatro ve drama çalışmaları, mesleki hayatımın eğitimcilik deneyimiyle birlikte başlayan ve yıllar içerisinde farklı kurumlar, farklı topluluklar ve farklı yaş gruplarıyla gelişen önemli bir çalışma alanını oluşturmaktadır. Bu alandaki deneyimimi yalnızca sahne çalışmalarıyla sınırlı tutmayarak, drama eğitmenliği alanında da profesyonel bir eğitim ve sertifikasyon sürecinden geçtim. Ankara'da Çağdaş Drama Derneği tarafından yürütülen ve yaklaşık altı ayrı eğitim programından oluşan sertifikasyon sürecini tamamlayarak drama alanında kapsamlı bir eğitim aldım. Bunun yanı sıra Millî Eğitim Bakanlığı tarafından gerçekleştirilen Drama Liderliği sınavını başarıyla tamamlayarak sertifikalı ve belgeli drama eğitmeni olma niteliğini kazandım. Böylece tiyatro ve sahne deneyimimi; drama eğitimi, çocuk ve gençlerle çalışma, yaratıcı drama yöntemleri ve eğitimcilik perspektifiyle birleştirme imkânı buldum. Tiyatro ve drama alanındaki çalışmalarım; üniversite tiyatro kulüplerinden belediyelerin kültür-sanat birimlerine, Millî Eğitim bünyesindeki öğrenci çalışmalarından Emniyet Teşkilatı içerisindeki tiyatro faaliyetlerine kadar uzanmaktadır. Bu süreçte oyunculuk, yönetmenlik, oyun yazımı, drama eğitimi ve oyuncu yetiştirme alanlarında çalışmalar gerçekleştirdim. Tiyatro benim için yalnızca bir sahne sanatı değil; aynı zamanda eğitimin, iletişimin, toplumsal değerlerin ve insan ilişkilerinin aktarılabildiği güçlü bir araç olmuştur. Bu nedenle yönettiğim ve sahnelediğim oyunlarda yalnızca estetik ve oyunculuk kaygılarını değil, izleyiciye ulaşan hikâyenin taşıdığı toplumsal ve kültürel anlamı da önemsedim. Üniversite yıllarımdan itibaren çeşitli tiyatro kulüplerinde sahne çalışmalarında yer aldım. Turgut Özakman'ın “Töre”, “Miletos Güzeli” ve “Savaş Oyunu” gibi eserlerini sahneleme ve tiyatro çalışmaları içerisinde değerlendirme fırsatı buldum. Özellikle Töre, toplumda töre ve kan davasının yol açtığı yıkımı ele alması ve sevginin, insanlığın ve kardeşliğin bu döngünün karşısında bir değer olarak konumlandırılması bakımından üzerinde önemle durduğum eserlerden biri oldu. Daha sonraki yıllarda belediyelerin kültür ve sanat çalışmalarında tiyatro eğitmeni ve yönetmen olarak görev aldım. Mamak Belediyesi bünyesinde yürüttüğüm tiyatro çalışmalarında, gençlerle ve çocuklarla tiyatro eğitimi ve sahne çalışmaları gerçekleştirdim. Bu dönemde Turgut Özakman'ın “Resimli Osmanlı Tarihi” adlı komedi oyununu yönettim. Tiyatro çalışmalarına katılan gençlerin yalnızca sahne deneyimi kazanmasına değil; özgüven, ifade becerisi, ekip çalışması ve kültür-sanatla kurdukları ilişkinin güçlenmesine de katkı sağlamayı amaçladım. Ankara Büyükşehir Belediyesi tiyatro topluluğu bünyesinde Tayfun Türkili'nin “Dokuz Canlı” adlı komedi oyununu yönettim. Ankara'nın farklı sahnelerinde seyirciyle buluşan oyun, komedi ve eğlence unsurlarını merkeze alan yapısıyla izleyicilerden olumlu karşılık aldı. Aynı topluluk bünyesinde Woody Allen'ın “Tekrar Çal, Sam” adlı iki perdelik komedi oyununu da yönettim. Ankara'da farklı sahnelerde seyirciyle buluşan oyun, oyunculuk ve sahneleme çalışmaları açısından önemli bir deneyim alanı oluşturdu. Tiyatro çalışmalarımın benim için en anlamlı örneklerinden biri ise Gürdal Uğur'un “Harman Yeri 1915” adlı, Çanakkale Destanı'nı konu alan eserinin farklı topluluklarla sahnelenmesi oldu. Bu oyunu ilk olarak Adile Sadullah Mermerci Polis Eğitim Merkezi öğrencileriyle sahneledim. Ardından Diyarbakır'da, askerlik görevim sırasında astsubay öğretmen olarak görev yaptığım dönemde, Mehmetçik Dershanesi'nde eğitim gören Diyarbakırlı gençlerle aynı oyunu sahneye taşıdım. Terör olaylarının yoğun olarak yaşandığı bir dönemde, Diyarbakır'da yaşayan gençlerin ve çocukların Çanakkale Destanı'nı tiyatro aracılığıyla sahnelemesi, benim için yalnızca bir sanat faaliyeti değil, aynı zamanda kültür ve sanat yoluyla ortak tarih, vatan sevgisi, kardeşlik ve toplumsal birlik duygusunu güçlendirmeye yönelik bir eğitim çalışması niteliği taşıyordu. Dönemin valisi, kolordu komutanı ve il protokolü tarafından da takdirle karşılanan bu çalışma, Diyarbakır'daki gençlerin kültür-sanat faaliyetlerine katılımı açısından dikkat çekici bir organizasyona dönüştü. Bu süreçte tiyatro çalışmalarında yer alan öğrencilerle kurduğum bağ yalnızca sahneyle sınırlı kalmadı. Aradan geçen yıllara rağmen birçoğuyla iletişimimi sürdürdüm. O dönem eğitim verdiğim gençlerin ilerleyen yıllarda öğretmen, asker, polis ve farklı meslek gruplarında görev almaları, tiyatro ve eğitim çalışmalarının insan hayatında oluşturabileceği uzun vadeli etkinin benim için en somut örneklerinden biri oldu. “Harman Yeri 1915” çalışmasını daha sonra Elmadağ Belediyesi Kent Tiyatrosu bünyesinde de sahneye taşıdım. Farklı oyuncu kadrolarıyla hazırlanan oyun Ankara, Eskişehir ve çeşitli sahnelerde seyirciyle buluşarak Çanakkale Destanı'nı tiyatro aracılığıyla geniş kitlelere ulaştırdı. Emniyet Teşkilatı içerisindeki tiyatro çalışmalarımda ise Emniyet Müdürü Feyzullah Aslan'ın yazdığı bir komedi oyununu Adile Sadullah Mermerci Polis Eğitim Merkezi öğrencileriyle sahneledim ve yönetmenliğini üstlendim. Polisiye olayların mizahi bir anlatımla ele alındığı oyun, polis okulu öğrencilerinin sahne deneyimi kazanmasına imkân sağlarken izleyicilerden de olumlu tepkiler aldı. Turgut Özakman'ın “Töre” adlı oyununu farklı dönemlerde ve farklı topluluklarla yeniden sahneleme fırsatı buldum. Üniversite yıllarındaki tiyatro çalışmalarının yanı sıra Adile Sadullah Mermerci Polis Eğitim Merkezi öğrencileriyle de bu eseri sahneye taşıdım. Ayrıca Millî Eğitim bünyesinde görev yaptığım dönemde Alina ile Erdem Anadolu Lisesi'nde bir tiyatro kulübü kurarak lise öğrencileriyle tiyatro çalışmaları yürüttüm ve öğrencilerin sahne deneyimi kazanmasını sağladım. Tiyatro ve drama çalışmalarımın ortak noktası, sahneyi yalnızca bir gösteri alanı olarak görmememdir. Tiyatro ve yaratıcı drama; iletişim kurmayı, dinlemeyi, gözlemlemeyi, beden dilini kullanmayı, birlikte üretmeyi, farklı karakterleri anlamayı ve bir düşünceyi izleyiciye etkili biçimde aktarabilmeyi sağlayan güçlü eğitim araçlarıdır. Bugün davranış analizi, iletişim, beden dili ve topluluk önünde konuşma gibi alanlarda eğitim verirken kullandığım birçok yaklaşımın temelinde, yıllar önce sahnede ve drama çalışmalarında edindiğim deneyimler bulunmaktadır. Oyuncunun bir karakteri gözlemlemesi, bedenini ve sesini kullanması, karşısındaki kişiyi doğru okuması ve kendisini izleyiciye aktarabilmesi ile etkili iletişimin temel unsurları arasında güçlü bir ilişki bulunmaktadır. Bu nedenle tiyatro ve drama, meslek hayatımın yalnızca geçmişte kalan bir dönemi değil; öğretmenlikle başlayan, drama eğitimi ve sahne çalışmalarıyla gelişen, radyo yayıncılığıyla iletişim boyutu güçlenen ve bugün eğitimcilik faaliyetlerimde yeniden karşılık bulan mesleki bir birikimin önemli bir parçasıdır. Yönetmenlik ve oyuncu yetiştirme çalışmalarının yanı sıra, tiyatroyu toplumsal konuların ele alınabileceği etkili bir iletişim aracı olarak değerlendirerek özgün oyun metinleri de kaleme aldım. Özellikle polislik mesleği içerisinde edindiğim deneyimler, görev yaptığım farklı birimlerde karşılaştığım toplumsal meseleler ve gözlemlerim, oyun yazarlığı çalışmalarımın önemli bir kaynağını oluşturdu. Polislik görevim sırasında kaleme aldığım “Bir Aspirin Yeter” adlı polisiye komedi, polis merkezlerine çeşitli şikâyetlerle başvuran vatandaşlar ile görevli personel arasındaki ilişkileri mizahi bir dille ele alan bir çalışmadır. Mesleki hayatın içerisinde karşılaşılabilecek bazı karakter ve durumların abartılı ve komik yönlerini sahneye taşıyan oyun, özellikle görev yoğunluğu içerisinde her başvurunun farklı bir hikâye ve farklı bir insan ilişkisi barındırdığı gerçeğinden hareket etmektedir. Polisiye mizah unsurlarını kullanan eser, kamu görevi ile vatandaş arasındaki iletişimi eğlenceli bir anlatım üzerinden ele almaktadır. “Terör” adlı oyunum ise özellikle Doğu ve Güneydoğu Anadolu bölgelerinde gençlerin ve çocukların terör örgütlerinin propagandası ve yönlendirmelerine karşı bilinçlendirilmesi amacıyla kaleme alınmıştır. Bu çalışmanın hazırlık sürecinde bölgedeki toplumsal dinamikler üzerine incelemelerde bulunarak ilgili birimlerden bilgi, belge ve dokümanlar edindim. Elde edilen veriler ve sahadaki gözlemler doğrultusunda, gençlerin terör örgütlerinin kullandığı yöntemlere ve yönlendirme mekanizmalarına karşı farkındalık kazanmasını hedefleyen bir tiyatro metni oluşturdum. Böylece güvenlik perspektifini kültür ve sanatın anlatım gücüyle bir araya getirmeyi amaçladım. Trafik biriminde görev yaptığım dönemde ise toplumda trafik güvenliği konusunda farkındalık oluşturmak amacıyla “Trafik” adlı bir oyun kaleme aldım. Oyunun temel yaklaşımını “Hüznün değil mutluluğun adı, ayrılıkların değil kavuşmaların yolu” sloganı üzerinden şekillendirerek, trafik kurallarını yalnızca cezai yaptırımlar üzerinden değil; insan hayatı, aile, sevdiklerimize ulaşabilmek ve güvenli bir şekilde eve dönebilmek perspektifinden ele aldım. Mizah ve sahne anlatımından yararlanan eserle, trafik güvenliği konusunda özellikle gençlerde ve toplumun farklı kesimlerinde kalıcı bir duyarlılık oluşturmayı hedefledim. Polislik mesleğindeki deneyimlerimden hareketle kaleme aldığım bir diğer oyun olan “Umutlar Solmasın” ise çocukları ve gençleri uyuşturucu madde kullanımına karşı bilinçlendirmeyi amaçlayan bir çalışmadır. Gençlerin madde bağımlılığına sürüklenmesine neden olabilecek çevresel ve sosyal riskleri ele alan oyun, uyuşturucu kullanımının birey, aile ve toplum üzerindeki sonuçlarına dikkat çekerek gençlerin bu tür tehditlere karşı daha bilinçli ve duyarlı olmalarını hedeflemektedir. Bu oyunların ortak özelliği, güvenlik alanında edinilen mesleki deneyimin doğrudan bir propaganda metnine dönüştürülmesi yerine, tiyatronun anlatım ve mizah gücü kullanılarak toplumsal farkındalığa dönüştürülmesi anlayışına dayanmaktadır. Trafik güvenliğinden terörle mücadeleye, uyuşturucuyla mücadeleden kamu görevlisi-vatandaş iletişimine kadar farklı konuları sahne üzerinden ele alarak, güvenlik ve toplumsal sorunların sanat yoluyla anlatılabileceğine yönelik çalışmalar gerçekleştirdim. Böylece tiyatro çalışmalarım yalnızca oyunculuk ve yönetmenlik ekseninde kalmamış; aynı zamanda oyun yazarlığı, toplumsal farkındalık, eğitim ve kamu yararı boyutlarını da kapsayan çok yönlü bir çalışma alanına dönüşmüştür.